Tam Bir Tumblr Erkeği
Ölmeden Önce Yapılması Gereken Bi Kaç Şey
Hepiniz bir sürü “bu tarz liste” görmüşsünüzdür. Ama emin olun bu sizin bildiğiniz listelerden değil. Neden? Diye sorarsanız, bunu ben hazırladım derim. Bunun yanı sıra da okuyunca anlayacağınız bir takım teknik sebepler derim. O nedenle bence kesinlikle okumalısınız.


  • Bruce Lee ile masa tenisi oynamak.

  • Marlon Brando ile deri ceket giyip, motosiklet sürmek.

  • Barış Manço ve Cem Karaca ile gitar çalmak.

  • Michael Jackson ile moonwalk yapmak.

  • Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul’u feth etmek.

  • Amy Winehouse ile mahalle torbacısından mal almak.

  • Hrant Dink ile sırttan vurulmak, Uğur Mumcu ile suikaste uğramak.

  • Che Guevara ile dağlarda gezinmek.

  • Ömer Hayyam ile şarap içmek.

  • Einstein ile atom parçalamak.

  • Elvis ile kalça sallamak, John Lennon ile ses kaydı yapmak.

  • Oğuz Atay ile Korkuyu Beklemek.

  • Kurt Cobain ile 27 yaşında intihar etmek.

  • Salvador Dali ile bıyık bırakmak, Da Vinci ile şifre hazırlamak.

  • Tupac ile röportaj yapmak.

  • Socrates ile saatlerce tartışmak.

  • Charlie Chaplin ile sessiz filmde oynamak.

  • Karl Marx ile sosyalizmin temellerini atmak.

  • Malcolm X ile bir taş atmak, bir taş daha atmak.

  • Nietzche ile ayran içmek, bıyıklarda kalan ayran ile fotoğraf çekinmek.

  • Emiliano Zapata ile baş kaldırmak.

  • Mevlana ile aşka uçmak.

  • Dostoyevski ile batak oynamak.

  • Gerenimo ile nargile tüttürmek.

  • Benjamin Franklin ile modern ekonominin temellerini atmak.

  • Galilei ile deneyler yapmak, kiliseye kafa tutmak.

  • Al Capone ile kara para aklamak ve bilimum gangsterlik faaliyetleri.

  • Alfred Hitchock ile kamera arkasında yenilikler yaratmak.

 Evet bu liste daha da uzar amma ve lakin fark ettiğiniz üzre bu listedekileri yapamazsınız, ÖLMEDEN ÖNCE YAPILMASI GEREKEN Bİ KAÇ ŞEY demiştim ki bu listede ki herkes öldü maalesef. Üzülerek söylüyorum ki bu listede ki Hiçbir şeyi artık yapamayız. Üzgünüm…



Bilinmeyen
Ey ne olduğunu bilmediğim!
      Ne güzelsin.


Yani parlaksın, cillop gibisin
Paketinden yeni çıkarılmış bisiklet sanki
Yoksa sen uzay gemisi misin?
Beni de al, yoruldum inan ki.




Yüksek teknolojin bize getirmesin demokrasi,
Corç yaktı ağzımızı, halkımın çıkmıyor sesi.
Ne olur ışınlasanız beni barış denen gezegene
Bozulsa sonra Sıkati’nin makinesi sinyal vermese…
    Bilseniz keşke eski kıt’a ya bahar indi,
    Geçici de olsa mazlumun ahı dindi.


Yahu sormayı unuttum, siz sahiden yeşil misiniz?
Ben en çok maviyi severim,
Özgürlük mavisi, gökyüzünün mavisi, mutluluk mavisi
Tankları sevmem, bizim buraları karartmış gölgesi.


Neyse Mr. Spak koordinat ver geleyim.
Sen beni barış ülkesine ışınla
Ben sana çay ikram edeyim.
-FETİŞ 1453-


(Kesinlikle bir film eleştirisi değil)


       Parantez içinde vurguladığım gibi, bu yazı kesinlikle bir film eleştirisi değildir, ben çok film izleyen biri olsam da bunu yapamam -Gerçi en kötü halimle bile Ömür Gedik’ten daha iyi yaparım bu işi ama neyse- o yüzden bunu anladığınıza emin olalım, sonra başlayalım.

      Tüm ülkeyi etkisi altına alan, beğeneni-beğenmeyeni ile olay yaratan, ülkemizde gelmiş geçmiş en yüksek bütçeyle hazırlanan tarihimizde ki en büyük başarılardan birini bütün görkemiyle bize yansıtmak için uzun çabalarla hazırlanan FETİH 1453 filmini bilmeyen kimse yok, buna eminim.

Filmin iyi yanlarıyla kötü yanlarıyla ele almak herkesin kendi fikirlerine ve estetik anlayışına kalmış bi şey, bu zaten beni ilgilendirmez. Ama ben hepimizi (sinema seyircileri olarak bizi) ilgilendiren daha önemli bir konu üzerinde durmak istiyorum.


                        Sinema Sevişgenleri


Gerçekten merak ederek, güzel bir şeyler görmeyi umarak sinemaya giden sinema severlerin (ve hatta daimi yalnızların) baş belası tiplerden bahsediyorum.

İyi ki ışık sönüyor, iyi ki sessizlik oluyor, hemen bi öpüşme, elleşme…
Hayır arkadaş bu kadar mı zor durumdasın ? Her şeyin bi yolu var yordamı var değil mi? Vereyim evin anahtarını git yani bu kadar da olmaz.
Aslında her gencin geçtiği bir evredir bu, sinemada öpüşme ve hatta sevişme, ancak ileri gidilmez, ya da ne bileyim daha boş seanslar seçilir.
O kadar insanın içinde ışık söndü diye yapılır mı bu?

Biraz da kıskanmış olabilirim o ayrı bi durum. Ama sinemaya izlemek için gidenlerin azınlıkta kalmasına üzülmedim değil yani.

Herneyse burdan çıkaracağınız ders; çorabınız delikse misafir evinde ilk yapmanız gereken bi terlik bulmaktır.
Hepimiz Tinerciyiz

Sevgili Başbakanım;

Geçenlerde gene ülkenin düşünmeyi unutmamış kesimini kırıp geçirdiniz. Aslında bu yazıyı hemen yazmak isterdim ama düşmüştüm ve gülmekle meşguldüm. Sonunda kendime geldim ve şimdi daha iyi anlıyorum ki bu açıklama sizin için bile saçmalamanın Nirvana’sı.

Hayır, aklım almıyor; “Dindar olmasınlar da tinerci mi olsunlar?” derken ne düşünüyordunuz? Üzümü fazla mı kaçırmıştınız? Bilmem dindar bir nesil yetiştirmekten kastınız alkole zam mı? Tinerciden kastınız ben miyim?

Şimdi siz diyorsunuz ki;

Richard Dawkins, Stephan Hawking, Sigmund Freud, Charles Darwin, Charles Bukowski, Karl Marx, Mao Zedung ve şuan burada listeyi uzatmak istemediğimden dolayı yazmadığım bir çok insan tinerci, topluma yararı olmayan, gereksiz insanlardır.

Hadi Başbakanım tut ki bunlarla ilgili hiçbir şey bilmeyen bi insanım. Hatta sizin “Tinerci” diyerek kast ettiğiniz insanlardan değilim. 

Şimdi önümde ki seçenek ne? Ben dindarım. Yaşasın. Ee o zaman da benim asırlar öncesinden yol göstericilerim ne demiş?

“Din zorlama işi değildir.”

“İnançların hepsine saygı duymak esastır.”

“Her insan istediğine inanmakta özgürdür.”

Yani şimdi sizin bu açıklamanız, dindar olan bana görede yanlış. Tinerci olan bana göre de yanlış.

Benim aklımın almadığı nokta şu; bu açıklaman bana göre basit ve komik, dindara göre saygısızca ve saçma…

E şimdi sen bizi 2’ye ayırdın ve gerçekten bu 2 gruptan birinden olan herkese göre saçmaladın. Seni alkışlayanlar ne oluyor?

Kendini güttürmekten hoşlanan koyunlar mı? Düşünmeyi sistematik bir şekilde unutturduğun, kömür dağıttığın, pilav dağıttığın, vergilerini yediğin, zam ile belini büktüğün ve karşı gelirlerse hepten aç bırakmakla tehdit ettiğin koyunlar mı?

Listeyi uzatmak istemediğim için kısa kestiği dünyanın en ünlü tinercilerinden bazıları;

Charles Darwin: biyolog ve doğa tarihçisi

Richard Dawkins: etolog, evrimci biyolog ve yazar

Stephan Hawking: Fizikçi ve evren bilimci

Friedrich Engels: politik filozof

Friedrich Nietzsche: Varoluşçu filozof

Hasan Sabbah: Batını ve Haşhaşilerin lideri

Ivan Pavlov: Rus fizikçi, psikolog ve fizyolog

Bruce Lee: aynı zamanda bir filozof, öğretmen, aktör ve Jeet Kune Do dövüş ekolünün kurucusudur

Stephen Jay Gould: paleontolog, zoolog, evrimci ve bilim tarihçisi

David Gilmour: Pink Floyd grubunun gitaristi ve solistidir

Fidel Castro: Kübalı lider

Mikhail Bakunin: Anarşist lider, yazar

Albert Camus: yazar, filozof

Ernest Hemingway: Yazar

Alfred Hitchcock: Yönetmen

Stanley Kubrick: Yönetmen

John Lennon: The Beatles grubu solisti, rock yıldızı

Michel Eyqyem de Montaigne: deneme yazarı

Ve buraya daha sığmayan nicesi…

her metini öptük, bir başlık kaldı

Buraya da ne zamandır yazamıyorum, çok işim olduğundan falan değil aslında ama ne bileyim bilgisayar başına geçtiğimde hep başka işlerim çıkıyor. Hayır durum o kadar kötü ki şifremi unuttum sanım meğer e-postayı yanlış yazıyormuşum. 

Bir de çok girmek istemiyorum bu da bahane tabii “sınava çalışmalıyım” sanki buraya yazmayıp sürekli sınava çalışıyorum. Aslında bunları anlatmayacaktım şimdi ama ne bileyim dayanamadım yazayım dedim. Böyle çok romantik çok duygusal bi yazı yazmıştım ben burada paylaşmak için ama saklaması için verdiğim arkadaşımdan hala geri alabilmiş değilim, ne zamandır da yazmadığım için dedim yazayım bir şeyler. Konu yok, düşünce yok, taslak yok. Zaten pek uygun,okunacak bi yazı olduğunu da zannetmiyorum. He buraya kadar okuduysanız, tanışalım? Yani sizinle arkadaş olmak isterim. O sabır bence kimsede yoktur. Ha diyelim ki bir sürü kişi okudu buraya kadar, dıııdıııtttt nasıl bir sürü kişi okuyabilir ki bu blogdan haberi olan kişi sayısı bile bir sürü değil. N’oldu da buraya geldik? Arifin mençıstıra attığı golü arıyordum nereye geldimmmm???

Bir Kar Mağdurunun Son Cümlesi

Kardan kadın yaptım sonunda ama oturdum başına bekliyorum, konuşmadan ne kadar durabilecek.

Öğrencilerin İhtiyaç Duyduğu Formül

Bi formül üzerinde çalışıyorum; pratik zekayı, istediğimiz şey için kullanılabilir hale getiricez.

 
Yani; hepimizin mecbur kaldığında şak diye söylediği yalanlar, uydurduğu hikayeler, gereksiz şeylere bulduğu güzel çözümler pratik zekamızın ürünü.

E madem bi zeka var, onu neden başka şeyler için kullanmayalım?

Sinüs teoremine çeviricem ilk aşamada, anlarsam ve soruları çözmeye başlarsam, hepinizle paylaşıcam.

Teşekkürler.

                                                                                              -İsviçrede ki Amcam.

Genellemeler Yanlıştır

Desemde genelde doğrudur. Diyerek ilk cümlemde genelleme yapıp kendimle çeliştim. Aslında hayır amacım bu değil, yani kafanız karışsın istemiyorum.

Sadece anlatayım, dinleyin istiyorum. 

"He, tamam. Peki ne anlatıcaksın gene?"

Derseniz…

Biz erkeklerin genellemeler konusunda ki hatamızdan bahsedicem.(Heh gene erkekler hatalı amınakoyim, bu piç kimin tarafında anlamadım ki, demeyin lütfen)

Demeyin, çünkü amacım hata bulmak değil, kendi yaptığım hataları tüm erkek ırkına yükleyip kendimi şirin göstermeye çalışmaktır. He bide burda bunları anlatıp, henüz bu hatalara düşmemiş,

düşmüş ama fark etmemiş arkadaşları bu hatalardan kurtarmak.

Genelleme konusunda sıkıntılarımız çok…

Gözlüklü, kızıl saçlı, parlak fotoğraflı = çok entel, hippi bi şeydir bu, kitap der, sanat der, mal gibi kalırım. Demeyin, genelde öyle olmaz.

Şık kıyafetli, makyaja çok zamanm harcadığı belli olan, güzel = bunun sevgilisi vardır lan, bu bana bakmaz kesin, bunun burnu büyüktür yanına yaklaşılmaz siktir et. Demeyin,genelde öyle olmaz

Size göre kaşkariko zevkleri olan, çok konuşmayan, işveli ama sert kız = İyi aile kızı, sessiz sedasız, gerektiğinde sınır çizmesini bilir bu evlenilir. Demeyin, genelde öyle olmaz

Hoş sohbetli, yeri gelince küfür eden, açık sözlü doğal = OROSPU LAN BU, 1 haftaya yatağa atarım ben bunu, ooo kanka dur ben çakayım sonra sıra sende. Demeyin, ASLA ÖYLE OLMAZ.

Gördüğünüz üzere son madde hariç hepsinde genelleme yaptım. Yani son madde hariç hepsi farklı olabilir. Ama son maddeyle ilgili her erkek böyle düşünür, ve her zaman yanlıştır.

Diyeceğim o ki, önyargılı olmayın. Nefes alsın yeter de demeyin tabii, burdan bunu anlamayın ynai… Asla marşınız şu olmasın : 

Ben Ergen Erkek; 

Ben sağcı solcu diye ayırmam. 

Ben doğulu batılı, güneyli kuzeyli diye ayırmam. 

Ben zengin fakir, kadın erkek, çiftçi memur diye ayırmam. 

KÖKENİNE BAKMAM! 

…Tercihine aldırmam. 

Ben insanları CHP’li, AKP’li diye de ayırmam. 

NEFES ALSIN YETER

Eğer şu an böyleyseniz, çok yanlış yoldasınız. Tünelin ucu b*ka çıkıyor, yola devam etmeyin arkadaşlar. 

ONCE UPON A TİME WİTH WOMAN (BİR ZAMANLAR KADINLARLA)

(-Tahammülünüz varsa, birazda nostaljiyi bahane ederek Kenan Doğulu-Kandırdım dinleyerek okuyun)

Başlıkta ki “kadınlarla” kısmına takılıp heyecanlanmayın dostlarım. O kısma takılanlar için çok sikindirik konulardan bahsedeceğiz çünkü.

Şimdi oyalanmayalım, çünkü konu kadınlar ve saatlerce de konuşsak anlayamayacağız.

-Klişe yapma lan gavat (BAAM!)

-Bi saniye abi valla başka bişey dicektim.

Klişemi mazur gördüyseniz, açın biralarınızı çakmaklarınızın arkasıyla da iki lafın belini kıralım.

Hepimizin ortak derdi; abi bu kız ne demek istiyo?

İyi de abi şimdi bu kız iyi mi diyo kötü mü diyo? 

İlk soruyu sorduysanız çok düşünmeyin; basit bi şey söylemiştir, siz altında bi götlük aradığınızdan size karmaşık geliyordur.

Ama ikinci soruyu soruyorsanız; sikinti var. DEMEKTİR.

Ancak ona sorarsanız asla “kötü dedim, trip yapıyorum” gibi şeyler duymazsınız. Çünkü bahsi geçen kevaşeler asla açık olmazlar. 

  (Biralarınızı yudumlamanızı bekliyorum)

Şimdi buraya kadar okuyan kısım şunu diyor;

Eeee yaarrraaaaaaaam, bunları biz bilmiyo muyuz sanıyon?

Hayır güzel  abicim, tabii ki biliyosun. Ama bunlar sen oku diye değil zaten, ben kadınları çözsemde yazamam, sen okusanda anlamazsın. Bunlar sevdiceğine okut diye

yazılmış şeyler. Bir umur

"Bak ben yanlış yapıyor muşum, açık olayım bundan sonra, sorun kalmaz anlaşırız" der diye yani bütün çabam.

Aşdın mı mesajı koçero?

DipNot: Terleyen bira fısıldar. Çek son yudumunu da. Kapatıyoruz artık.

Gereksiz Bilgiler

Not: Okurken dinlemeniz gereken müzik = http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/1462/karate-filmlerinin-unutulmaz-muzigi

1. Bana sorsalar neden blog açtın bu kadar mı gerekli şeyler yazıyosun diye, cevap veremem.

Tabii bu bilgi hiç işinize yaramayacak, dediğim gibi gereksiz. E haliyle adama derler “ee ibne bırak şovu, madem böyle gereksiz buluyosun, ne diye yazıyosun?” 

Haklısınız. Ama bu soruyu soranlara “mesela siz de sigaranın zararlı olduğunuzu bildiğiniz halde içiyosunuz öyle değil mi?” gibi sikimsonik bi cevap vermem,

aksine haklı bulurum. Zaten tüm sorun burada başlıyor. (Bilgisayarımın karşısında bunları yazarken başlıyor anlamı çıkarmayın bu lafımdan). Neden haklı buluyorum?

Konumuz bu değil, o yüzden konuyu dağıtmaya çalışmayın. Benim tek gayem hepimizin alelade olarak her yerde yaptığımız muhabbetleri buraya taşımak, ki içimizde ki

"yalan değil, gelsin yüzüne de söylerim"ci kişilikten kurtuluruz belki diye.

Yani hangimiz en yakın arkadaşımız için “o da tam ibne, iyi adamdır ama üçkağıta getirdimi iyi getirir” tarzı konuşmadık ki? He bu da hiç birimizin umrunda olmaz, bizim gereksiz 

tafralarımız olmaz (ey, şanlı erkek milleti size sesleniyorum), en kötü bi halısaha maçıyla hallederiz biz sıkıntılarımızı. Lakin işin içine sevgililer, hoşlanılan kızlar unsuru eklendiğinde

adeta farklı yaratıklar oluyoruz, kabul edelim saçmalıyoruz, mala bağlıyoruz. Bu soruna henüz isviçreli bilim adamları bile çözüm bulamamıştı ki benim araştırmalarım sonuç verdi.

Neymiş bu sonuç? Muhtemelen yazımda seslendiğim erkekler adında ki topluluk 3. cümlede hale işe sexy bir kız, bir sevişme havası karışmadığı için sayfayı kapattılar, 

bu kısmı maddeler halinde yazıcam ki dikkat 

çekici olsun sadece maddeleri okurlar belki:

——> yakın arkadaşınızın sevgilisiyle önceden yakın değilseniz, sonradan da pek yakın olmayın

——> arkadaşınızın başı yanmasın diye suçları üstlenmeyin, daha fazla terso durum oluşturuyor

——> Hiç bi kız hakkında “ulan fena gideri var” diye konuşmayın yakın arkadaşınızla, zaman neler gösterir belli olmaz demem gerekiyor lafın burasında

——> Sevgilisinden ayrılan yakın arkadaşınıza “zaten orospuydu,en iyisi olmuş, ben zaten biliyodum” demeyin, barışır, göt gibi kalırsınız

——> Son olarak; ben yapamadım siz yapın= aralarını yapmaya, ara bulucu olmaya çalışmayın… Çok tehlikeli

Yazının burasına kadar okumayı başarabilmiş erkekleri tebrik ediyorum, bir üst tura yükseldiniz. Tahammülünüze minnettarım.